Güzel Şeyler De Oluyor

  Uzun süredir çalıştığım işyerinden ayrılmak istiyorum,hatta yazılı olarak çıkmak istediğimi ve tazminatımı istediğime dair yazı bile vermiştim. Bununla ilgili geçen hafta elime bir fırsat geçti ama bu fırsatı kısa süreliğine geri çevirdim. Nedenine gelirsek; evet işyerinden tazminatımı alarak ayrılacaktım ama malum yeni ameliyat oldum,giderlerimi kısmen de olsa kapatmam lazım,üstelik kış aylarındayız. Şu an tazminat alarak bile işte çıkışım benim için hiç iyi olmayacak. Ocak ayında maaşlara zam var üstelik,işyeri de bunu fırsat bilerek çıkmak isteyenleri düşük tazminatlarla çıkarıyor.
  Bunun dışında beni sevindiren çok başka şey var aslında,o da insan kaynaklarının bana karşı tutumu. Şöyle ki; raporum bittikten sonraki gün iş başı yaptım. Öğle arasına yakın su içmeye giderken insan kaynaklarının personeli beni gördü ve bana "Sen niye işbaşı yaptın? Seni arayacaklardı,bugün çalışmaman lazımdı. Müsait olduğunda odaya gel amirle görüş" dedi. Tabii ki neden işbaşı yapmamam gerektiğini anlamadım. Kendi kendime acaba fazla rapor verdilerde bugün de mi istirahatlıyım diye düşündüm ama adım gibi eminim ki fazla raporum yok. O zaman tek seçenek kalıyor işten çıkaracaklar! Kendimden çok da emin olmadan insan kaynaklarına gittim. İki personeli de oradaydı. İmza yetkisi olan personel benimle konuşmaya başladı. Nasılsın,iyi oldun mu giibi genel cümleleri kurduktan sonra "Şimdi sen erkek soyunma odasında mı giyineceksin yoksa kadınlar bölümünde mi?" dedi. Ne oluyor diye düşünüyorken "Nasıl yani,anlamadım" dedim. "Bize başka bir şehirde yeni bir hayat kurmak istediğini ve buradan alacağın paranın bu yeni hayatın için lazım olduğunu söylemiştin. Ben de üst yönetime senin durumunu ve ameliyat olacağını anlattım,onlar da olumlu karşıladılar ve tazminatını vermeyi kabul ettiler" dedi. (Ki ben çıkış nedenim için ailevi sebeplerimi göstermiştim.) Ben halen konuşulan cümlelerin bu olduğuna inanamıyorken bir de üstüne benim bu kararıma saygı gösterdiklerini,psikolojik anlamda yorulduğumu gördüklerini ve bu zor duruma artık katlanmak zorunda olmadığımı söyledi. Size karşı daima sert olan bir tarafın bir anda böyle güzel cümleler kurması tabii ki de çok şaşırtıcı ama söz konusu iş ise işletme bundan elbette bir zarar etmeyeceğinin garantisiyle bu şartları yerine getirir. Az çok kâr zarar durumlarını bildiğim ve zaten şu an bir işsizliğin beni zorlayacağını bilerek teklifi kabul etmedim. Evet soyunma odası ve ortak kullanım alanları beni ve diğer insanları rahatsız ediyor ama bu rahatsızlık en fazla onlar açısından bir gün sürüyor. Bense,ben artık alıştım gülüp geçiyorum.
 Bunun yanında insan kaynaklarının yetkili personelinin kayınçosu bir süre bizimle çalışmış. Tasvir ettiğim özellikleri yanlış anlaşılmasın burada,kendisi biraz tombul,çok fazla yavaş ve geç anlayan bir çocuktu. Kendisine verilen işleri asla yetiştiremiyordu. Ben de fırsat buldukça gidip yardım ettim hatta kullansın diye bende bulunan fazla ekipmanlardan kendisine vermiştim,bunları anlatmış kendisi eniştesine. Üniversiteyi kazandığı için çıkacaktı işten bir onu biliyordum,öylelikle çıkmış işten. İnsan kaynakları bunları anlatınca bana çok şaşırdım çünkü çocuğu tarif ederken bile hatırlamakta zorlandım,o çocuk kimdi,kimin akrabasıydı bilmiyordum. Ve devam etti" Biz senden memnunuz istersen yeni şubemize de gelebilirsin,senden yana şikâyetimiz yok. Sen de istersen seni aramızda görmek isteriz ama özel sebeplerin olduğu için zorlamıyorum" dedi. Konuştuklarımıza ve duyduklarımın gerçekliğini konuşma boyunca sorguladım durdum ama asıl merak ettiğim benim hiç kimseye söylemediğim halde nasıl öğrenmiş olabilirlerdi? Bunu sorduğumda " Yani göz var anlaşılıyor,çok zor değil senin durumunu anlamak" dedi. Ben tüm şaşkınlığımla öyle oturmuş bana anlatılan güzel şeyleri dinledim. Tekrar çıkış konusuna geldiğinde yeni ameliyat olduğumu,maddi anlamda kendimi toplamam gerektiğini,Mart ayı gibi kesin olan şube değişiminde ya da bundan önce ki zaman içerisinde çıkmaya hazır olduğumda kendilerine belirteceğimi belirttim. İçeriye birinin girmesiyle konuşma burada bitti,çalışma saatimin yaklaşmasından ve konuşmanın çok da başka bir yere gitmeyeceğini anladığım için müsaade isteyip odadan çıktım.
  Sevinsem mi üzülsem mi bilemediğim bir gündü. İstirahat sonrası insan kaynakları a gidip raporum bitti,bugün işbaşı yapacağım deseydim kesin o gün için beni çıkışa zorlayacaklardı. Yani şu an işsizdim ve belki de her şeyi bırakıp ailemin yanına dönmüştüm.
  Burada işin garibi ben bu çıkış meselesini hissetim. O yüzden doktorun verdiği beş günlük raporu çok diye üç güne indirdim. Garip ama sırf bu yüzden ailemin yanından bile erken döndüm.
  Hayat tüm zorluklara,ön yargılara ve bir çok olumsuzluğa rağmen güzel. Bu bedenler bize emanet,nefes aldığımız sürece onlara iyi bakalım ve umudumuzu hiç kaybetmeyelim. Yeni bir yıla giriyoruz,umarım ömrümüzün sonuna kadar empati kurabildiğimiz,farklı olan ne varsa koparmadığımız,aşağılanmadığımız,yaşatıldığımız,değer gördüğümüz,sesimizin ve farkındalığımızın daha çok olduğu,bol renkli bir yaşam sürer,gelecek olan nesle güzel ve yaşanılası bir dünya bırakabiliriz. İyi seneler.
 UMUDUNUZU KAYBETMEYİN LÜTFEN!...

NOT: Yazıda kişileri belirtmek ve isim vermemek için yetki isimlerini kullanmak zorunda kaldım,umarım anlaşılır bir yazı olmuştur.

Hormon Kullanımı Ve Ameliyat

   Merhaba arkadaşlar;
  Genellikle akla takılan en büyük soru; Hormon kullanırken ilaç alınabilir mi? Ameliyat olmadan önce hormon alımı kesilmeli mi? gibi bazı kafa karıştırıcı durumlar var.
  Vücuda dışarıdan bir horman alıyoruz evet,kullandığımız hormonlar tabii ki de bir ilaçtır. Ama hormon kullanıyoruz diye diğer ilaçları kullanamayız diye bir şey yok. Burada bir parantez açmak gerekirse,elbette bazı ilaçlar hormon ile beraber kullanıldığında vücudu yorabiliyor,herşeyden önce doktorumuza durumumuzu anlatmalı ve ona göre ilaç alımı yapılmalı.
  Örneğin; ben endokrin doktorunun gerekli görmesinden dolayı b12 ve demir ilaçları kullanıyorum. (Ferro sanol duodenal ve Folbiol) Bunun yanında böbrek değerlerim düşüktü ve taş oluşumu vardı,bu rahatsızlığımla ilgili ilaç kullandım. Hatta yakın zamanda ilaçlı İVP röntgeni çektirdim. Yani damardan ilaç alımı yapılarak böbrek kanallarıma bakıldı. Ama ben yinede hormon kullandığımı ve alerjik bir bünyeye sahip olduğumu belirttim. Doktor ilacın sadece yan etki olarak vücutta kaşıntı ve boğazda hafif şişlik dışında başka bir şey yapmadığını,istemezsem bu tedaviyi kabul etmeyebileceğimi söyledi. (İlacın adı; Ultravist 370,50 Mililitre. İlaçlı İVP için size zaten olabilecek komplikasyonları anlatan bir yazı veriyorlar ve kendi istediğinizle bu tedaviyi kabul ettiğinize dair imza atmanızı istiyorlar.) Bende tedaviyi kabul edip kağıdı imzaladım,alerjik bünyeye sahip olsamda hiç bir yan etkisi olmadı ama siz yine de doktorunuza durumunuzu anlatın.
  Anestezi ile olunacak ameliyatlarda hormon alımı ameliyat tarihinden 2 hafta önce kesilmesi isteniyor. Ameliyat esnasında fazla kanama olmaması ve başka sorun teşkil etmemesi için doktor hormon alımınızı durduruyor. Ameliyat sonrası hormonu ne zaman almanız gerektiğini yine doktorunuz size söylüyor.Ameliyat olacağınızı endokrin doktoruna mutlaka söyleyin.
  Lokal anestezi ile yapılacak ameliyatta hormon alımı durdurulmuyor. Ben bunu yakın zamanda tecrübe ettim. Kulağımdan lokal anestezi ile ameliyat oldum. B12,demir ilacı ve hormon alımını doktorun onayı ile durdurmadım. Sadece tedbir amaçlı ameliyat öncesi ve sonrası yani 1 günlük b12 ve demir ilacını almadım. Çünkü yoğun olarak ağrı kesici ve antibiyotik kullandığım için vücudumu yormak istemedim. Bunun dışında hormon ile beraber mide koruyucu,grip ilacı gibi ilaçlarda kullanıyorum. Yani hormon ilacı başka ilaçları kullanmamıza engel değil. Ben aklıma takılanları ve ilaçların yan etkilerinin olup olmadığını doktora danışarak alıyorum,siz de böyle kendinizi riske atmadan ve doktorunuza danışarak ilaç kullanın lütfen.

 Not: Bazı arkadaşlar mail yoluyla ulaşamıyor/kimlik ve isim kaygısı yüzünden. Başka alternatif iletişim yolu olarak twitter hesabından bana ulaşabilir,aklınıza takılanları sorabilir ve hatalarımı düzeltmemde bana yardımcı olursanız çok mutlu olurum. Umarım anlaşılır şekilde aklınızda ki sorulara cevap olabiliyorumdur.
Twitter; @transerkekce

ÖNEMLİ!...

   Sırf hamile olduğu ya da şort giydiği için dayak yiyen kadınlar var. Yenilgiyi kabullenmeyen taraftarlar tarafından öldürülen gençler var. Bu ülkede bol bol nefret,iğrençlik,adeletsizlik,empati yoksunluğu,saygısızlık var... Var oğlu var yani! Artık yaşamak için hiç bir ümidim kalmadı,içimde var olan bütün hisler ve umutlar kötü insanlar sayesinde kuş olup göç etti gitti. Bana ve bir çok insana böyle hissettiriyorsunuz. Teşekkürler sayın kötüler!...
  Hiç içimden gelmiyor ama bu iğrenç durumu da buraya bırakıyorum. Umarım başka insanlara saygı göstermeyi öğrenirsiniz!....


İstanbul Samatya Hastanesine Sevk

       Merhaba Arkadaşlar;
   Cerrahpaşa hastanesi endokrin bölümüne kan testlerini onaylatmaya gittiğimde,sekreter hormon testlerinin Samatya Hastanesinde yapıldığını ve benim o hastaneye gidip gitmeyeceğimi sordu. Çok mu uzak dedim yok hemen yan tarafta sadece kanları oraya veriyorsun dedi bende tamam dedim. Sekreter Samatya Devlet Hastanesine beni sevk edecek bir kağıt yazdı ve bu kağıtta ki 2 yere imza attırmamı bir tüp kanıda sevk olduğum hastaneye götürmemi söyledi.
   Aslında sevk kağıdında 3 kişinin imzası gerek. Birincisi sizi sevk eden doktorun imzası ki sizi sevk ederken hemen orada imza atıyor,ikincisi başhekim/başhekim yardımcısı imzası,üçüncüsü ise bilgi işlemin imzası.
   Sevk Nedeni; Cihazın bulunmaması nedeniyle ilgili tetkik hastanemizde yapılamamaktadır. Tetkik ve tahlillerin sonucuna göre bu tetkikin acilen yapılması tıbben zorunlu olduğundan dışarıya sevki uygundur.
    İster kanı verdikten sonra istersenizde kanı vermeden önce bu imzaları attırın ve kan alınırken hemşireye 1 tüp fazla almasını,doktorun sizi sevk ettiğini mutlaka söyleyin.
   Samatya hastanesinin yeri ise; Tıbbi genetik binasından dümdüz yürüyün,dört yol ayrımı gelecek önünüze(sağ tarafta da taksi durağı olacak) oradan sola doğru dönün,yokuş aşağıya ineceksiniz. Biraz yürüdükten sonra sağ tarafta bahçeye doğru uzanan bir merdiven göreceksiniz o merdivenden içeri girin ve yolu takip edin. Önünüze konteyner gibi bir şey çıkacak o konteynerın çaprazında Samatya Hastanesinin girişi var.
    Samatya Devlet Hastanesinde yapılacaklar; Hastane girişinde biraz yürüyünce tam orta yerde merdivenler var oradan zemin kata inin ve bilgi işlem bölümünde sevk kağıdınızı onaylatın. Sonra kanınızı vermek için ikinci katta ki "Dış laboratuvar/ Hasta kayıt" (Laboratuvarın kapısı yarım tahta bir kapı,bar kapısı gibi de denebilir ve yan tarafında asansör var.) yazan yere kağıt ve kanınızı bırakın. Kağıdınız orada kalıyor sakın telaşlanmayın. Ben tahlillerimi salı günü verdim hemşire cuma günü gelip alabileceğimi söyledi. Kan sonuçlarınızı sizden başka kimseye vermiyorlar yani sonuçlar kime aitse ona veriliyor.   

Kanı bırakmanız gereken laboratuvar
Test için sevk kağıdı

Ameliyat İçin Açılan Dava Süreci - Yargıtaya Ek Dilekçe 2

        Merhaba arkadaşlar;
   Bi önceki yazıya istinaden bu yazıyla adliye sürecinde neler oldu onlara değineyim.
   Geçen hafta kalemin hakim pazartesi günü gelecek,o gün gel demesi üzerine bugün adliyeye gittim. Çokca uzun bir süre kalem müdüresini bekledim,kendisi geldikten sonra yine kalabalık sebebiyle bekledim. En sonunda beni fark edince dava dosyamı ve ek dilekçemin bir nüshasını tekrar çıkarttı. Müdüre hanım yine başka işlerle uğraşırken hakime hanım tam o sırada çıkıyordu kendisine gitmededen önce davayı kısaca anlattı. Hakime hanımda şöyle bi kağıtlara baktıktan sonra "benim yapabileceğim bir şey yok,yargıtayı beklemek zorunda. Eğer tekrar dava açarsa derdest olur." dedi. Bunun üzerine yine ne kadar bekleyeceğimi bilmeden beklemek zorundayım...

 Derdest; Bir davanın görülmekte olması ve o dava görülürken aynı taraflar arasında,aynı konu hakkında,aynı olaylara dayanılarak ikinci bir dava açılamaması kuralıdır. Derdestlik; eğer olurda böyle bir dava açılırsa karşı taraf itiraz etme hakkına sahiptir. Buna da derdestlik itirazı denir.

NOT: Ek dilekçe örneğinde yargıtaydan sonra kalem parantez açtırmıştı,onun nedeni ise; hangi yargıtaya yazıldığını ben bilmediğim için öyle bir parantez açtırmış. Bunu sadece kalem görebiliyormuş,kendisi baktıktan sonra kağıt üzerinde düzeltme yaptı.

Ameliyat İçin Açılan Dava Süreci - Yargıtaya Ek Dilekçe

      Merhaba arkadaşlar;
  Açmış olduğum ameliyat davası darbe ve adliyenin taşınması sonucu biraz sekteye uğramıştı. Görevden alınan hakimler ve memurlar olduğu için adliye yeni yerine geçmiş olmasına rağmen yaklaşık 1 aydır görevleri kesinleşmediği için kimseden bilgi alamıyordum. 
   Davamın seyri ve tekrardan bir dilekçe örneği ile temyize giden dosyam hakkında ameliyat olmamın zorunlu olduğunu anlatan bir dilekçe yazdım. Bu dilekçe üzerine yetkili kişinin söylemiyle ya davam olumsuz sonuçlanacak ve tekrardan dava açacağım ya da olumlu sonuçlanıp izni alacağım. Resmi olarak yetkileri olmadığı için hangi hakimin geleceğide belli değil. Kaleme vermiş olduğum ek dilekçe sonrasında kalem işleri müdüresi dilekçemi hemen yargıtaya faks çekeceğini ve pazartesi günü gelirsem de yetkili hakim ile görüşerek davamın seyrini konuşabileceğimi söyledi. Bunun sonucunda pazartesi günü yetkili biriyle eğer görüşebilirsem şu aşamada ne yapmam gerektiği ile ilgili bilgi alacağım. Tekrar dava açıp gün almamın uzun süreceği ortada ama ek dilekçe ile yargıtay kararınında değişeceği meçhul. Kaleminde yardımıyla yazmış olduğum ek dilekçe aşağıdadır,umarım benim gibi bu durumla karşı karşıya kalan arkadaşlara yardımcı olur. Dilekçenin doğruluğunu hakkında henüz bir şey söyleyemem ben kalemin yönledirmesi ve kendi bakış açımla yazdım. Bakalım umarım ek dava açmama gerek kalmaz.

   Yargıtay ( ) Hukuk Dairesi Başkanlığına Gönderilmek Üzere
                   3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 
                                                                   İstanbul                               (Buluduğunuz ve dava açtığunız ili ya da ilçeyi yazın)

Davalı=
Davacı=
Adres=
Davanın konusu= Cinsiyet değişikliğine ilişkin gerekli işlemlerin başltılması için yasal iznin verilmesi,cinsiyet değişkliği için ameliyat talebimin kabulü.

        15 Ekim 2014 tarihinde İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinin Psikiyatri bölümüne başvurdum. Gerekli doktorların gözetiminde (buraya doktorunuzun adınıda yazabilirsiniz) 1 Yıllık psikolojik tedavimi tamamladım. Gerekli doktorların yine aynı hastanedeki endokrine sevki ve endokrinin gerekli tedkikleri sonucu 21 Aralık 2016 tarihinde Sustanon(Erkeklik Hormonu) kullanmaya başladım. Doktor gözetiminde yaklaşık olarak 1 Yıldır Sustanon (Erkeklik Hormonu) kullanmaktayım. Kullanmış olduğum ilaç vücudumdaki üreme organlarıma kısmi olarak zarar verdiği için ameliyat olmam zorunludur. Bu ameliyat izni ile ruhen ve fiziken benim daha sağlıklı bir birey olmam için gereklidir.
      İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinin sağlık kurulu raporu sınucu "Transseksüel" yapıda olduğum gerekli ve yetkili doktorlar tarafından raporlanmıştır. Hastanenin sağlık kurulu raporu ektedir. 
     Sonuç-İstem= Tarafıma vereceğiniz cinsiyet geçiş ameliyat izni benim bedenim ve ruh sağlığım için zorunludur. Mahkemenize ait " Dosya numaranızı yazın" No'lu dosyanın gerekli işlemlerini hızlandırarak gereğinin yapılmasını arz ederim.
                                                          İsim ve Soyisim
                                                          T.C. No
                                                          Telefon
                                                           İmza

Not: Yazıyı telefondan yazdığım için yazım hatası olabilir. Siz yazarken sayfa düzenine dikkat etmeyi unutmayın.
Yargıtay yazısından sonra neden parantez açtığımızla ilgili bilgiyi o karışıklıkta öğrenmeyi unuttum,üst yazıyı kalem yazdırdı. En kısa sürede öğrenip paylaşacağım.

---LGBTİ---

Merhabalar;
İnanın Lgbti ve tüm insanlık için güzel haberler vermek isterim. Ama dünyayı bir anlık heveslerimiz için o kadar çok yoruyoruz ki bu yorgunluğu bazılarımız kaldıramıyor. Maalesef yine umudu tükenen,hayalleri yıkılan,toparlanmaya gücü kalmayan bir trans erkek arkadaşımız ‘Can Eser’ yaşamına son verdi. Artık dayanamıyorum dediği hayatı çok güzel mahvettiler çünkü. Belki onun için tek çıkış yolu buydu,ne yaşadığını hiç kimse anlayamaz elbet ama hiç kimsenin çıkış yolu intihar ya da can yakıcı şeyler olmamalı.
Cinsiyetine,diline,dinine ve bir çok şeyiyle insan yargılamak,etiketlemek çok kolay. Her alanda herkesle kavgaya hazırız ama güzel cümlelerle derdimizi anlatmayı bir türlü beceremiyoruz. Sırf eşcinsel olduğu için bir insanı çok rahatlıkla okuldan atabiliyor,hissettiği farklı duyguları ‘herkese söylerim bak,rezil olursun’ diye tehdit edebiliyoruz.
Sırf yaşı küçük diye haklı olduğu halde susturulan çocuklar yetişiyor. Bu ara etrafta o kadar çok görüyorum ki ‘Senin yaşın kaç? Sen daha çocuksun ne gördün,ne yaşadın ki? Lan çocuk senin canını alırım!’ ve bunun yanı sıra o kadar çok tehditle karşılaşıyorum ki,artık neredeyse sivil silahlanmayı destekleyeceğim. Çünkü hiç bir şey yapmasan da yoldan geçerken üzerine köpek salan,arkadan gelip omuz atan,sırf görünüşün küçük diye bağırıp çağıran tonla insan var artık etrafta.
Lütfen,ister gay ister heteroseksüel olsun kimse kimseyi yargılamasın,etiketlemesin, kendinden güçsüz görüp saldırmasın. Bir cümleniz ya da bakışınız başka insanların içinde fırtınalar koparabiliyor.

Ve yine Ayaz Utku’yu,Onur’u,Okyanus’u,Can’ı,Deniz’i,Hande’yi ve bir çok güzel insanı unutmayacağız. Bizler sizin adınıza bu özgürlük yolunda hakkımızı arayacağız…

Ameliyat İçin Açılan Mahkemenin Sonuçlanması

Ameliyat olabilmek için bilindiği gibi ilk önce asliye hukuk mahkemesine dava açılması gerekiyor. Ben de 28 Mayıs 2016 tarihinde dava açtım. Mahkeme tarihi de 14 Temmuz 2016 olarak belirlendi.
Mahkemeye giderken yanınızda kimliğiniz, mahkeme yazıları ve hastane yazıları muhakkak olsun. Hatta hâkim/hâkime’nin davayı ret edeceğini düşünüyorsanız sonucu olumlu olarak karara bağlanmış dava örneklerini mahkemeye sunabilirsiniz. Bunun için biraz araştırma yapmanız gerek çünkü kimlik bilgileri olduğu için kimse dosya numarasını vermeyebilir.
Duruşma salonuna girdiğimde inanılmaz heyecanlıydım, hâkime hanım beni tanıma adına birkaç soru sordu. Kısa konuşma sonrasında açmış olduğum davamı kabul edeceğini bunun için örnek dava yazısını beklediğini söyledi. Bunun yanında tekrar dava açmamam için kullanmak istediğim ismi ve nüfusta kadın olan bölümüm erkek olarak değiştirilmesine de onay verdi. Ameliyat izninin yanında kimliğimi de değiştirmiş oldu. Davaya gelen nüfus müdürlüğünden memur bu duruma itiraz etti, kişinin ameliyat olmadan kimlik değişikliğini kabul etmediklerini söyledi. Hâkime hanım ‘zaten kimliğini hemen değiştiremez bunun için ameliyat olması lazım, ameliyat olduktan sonra istediği zaman kimlik işlemlerini başlatır’ deyince nüfus memuru davayı kabul etti. Cinsiyet geçiş ile ilgili örnek davaya göre yazı yazıldıktan sonra dava tarafıma sonuçlanmış oldu. Ama duruşmanın da vermiş olduğu heyecanla dava yazısında ‘CİNSİYET GEÇİŞ AMELİYATI OLABİLİR’ gibi bir yazı yazmadığı için dava sadece isim ve kimlik davası gibi anlaşılıyordu. Hemen durumu hâkime hanıma belirttiğimde bu yazının doğru olduğunu eğer hastane kabul etmezse mahkemeden yazı istemelerini söyledi. Böyle bir yazıyı hastanenin kabul etmeyeceğini, mahkemeden yazı istemeyeceklerini ve ameliyat olabilir yazısının olması gerektiğini ısrarla söylememe rağmen hâkime hanım benim böyle bir yetkim yok sen hastaneye sor sonra düzeltiriz diyerek beni gönderdi. Ertesi gün Cerrahpaşa’ya gittim kadın doğum doktorları haliyle mahkeme yazısını kabul etmedi. Bunun üzerine doktordan mahkemeye örnek olarak sunabileceğim dava dosyaları istedim. Kimlik bilgileri olduğu için veremeyeceğini ama nasıl bir yazının lazım olduğu ile ilgili birkaç dava yazısı okuttu. Bunun üzerine dava yazısında Cinsiyet değişikliği için tıbbi işlem operasyonlarına izin verilmesi’ yazısı yazarsa ameliyat edebileceklerini, elimde ki bu yazı ile hiçbir işlem yapamayacaklarını belirtti. Aynı gün içerisinde durumu kaleme anlattım, yakın arkadaşımın daha önceden karara bağlanmış dava dosya numarasını da kaleme verdim. Hâkime hanımla görüştüklerini, örnek davaya göre yazıyı düzelteceklerini ve pazartesi günü tekrar gelmemi söylediler.
Şans bu ya 15 Temmuz gününün akşamına Türkiye de darbe oldu ve kalemden öğrendiğime göre de hâkime hanımı görevden almışlar. Kalem kararı düzelttiklerini ama darbe yüzünden yeni hâkimi bekledikleri, eğer kendisi uygun görürse yazıyı imzalayacağını ve bana haber edeceklerini belirtti. Yaklaşık üç hafta sonra kalem aradı ve kararı almam için adliyeye gelmek gerektiğini söyledi. Kaleme gittiğimde çok da iç açıcı şeyler söylemediler. Yeni gelen hâkim önceden verilmiş karar üzerinde değişiklik yapma yetkisinin olmadığını ve ameliyat olmadan kimlik değişimi olmayacağı için nüfusun temyize gidebileceğini belirtti. Aslında yeni gelen hâkim kalemin yeniden yazdığı yazıya imza ve kaşe atmıştı ama kendisiyle konuştuğumda ısrarla temyize gitmem gerektiğini ya da davayı kapatıp tekrardan açmam gerektiğini belirtti.
Yeniden düzenlenmiş olan yazıda hastanenin sağlık raporuna göre ameliyat olabileceğimi ve kimliğimin de değiştiğini belirten yazı yazıyor. Yine emin olmak için Cerrahpaşa’nın kadın doğum bölümüne gittim ve hemşirenin uzman doktora yazıyı danışması sonucu bu yazı ile ameliyat olabileceğimi söylediler. Mahkemenin karar yazısı ile hastaneye geldiğimde ameliyat için gün alabileceğimi söylediler.
Her dava da olduğu gibi bu dava da temyiz süresi 15 gün. Yani nüfus müdürlüğü karara itiraz edecekse ya da ben itiraz edeceksem 15 gün içerisinde itiraz işlemlerini yapmak lazım. Sonuç olarak nüfusun karara itiraz etmemesini istemekten ve 15 gün beklemekten başka çarem yok.
Sadece ameliyat için dava açıyorsanız ve dava sizin aleyhinize sonuçlanıyorsa muhakkak ‘Cinsiyet değişikliği için tıbbi işlem operasyonlarına izin verilmesi’  yazısının yazması gerek. Mahkemeler bilinçsiz olduğu için ve örnek dava bulmak zor olduğu için bu ince ayrıntılara çok dikkat etmek gerek.

NOT: Nüfus müdürlüğünün itirazı sonucu davayı temyize taşıdılar ve dava yargıda. Davam üzerinde daha detaylı konuşmak için yeni bir hâkim’in gelmesini bekliyorum ama davam yargıdan ret olarak dönerse davayı kapatıp tekrar açmam gerekecek. Temyiz süresinin sonucu beklemekteyim ki bunun yanında adliye başka bir binaya taşındığı için dava normal süresinden biraz daha uzuyor.
Ve davanızı, adresiniz neredeyse yani nerede ikametgah ediyorsanız orada açmak zorundasınız. Sürece başladığınız hastane başka bir il de olabilir siz nerede ikametgah ediyorsanız davanızı o şehirde açmak zorundasınız. Mahkeme sizi tedavi gördüğünüz hastaneye sevk edecek ( başka bir hastaneye sevk edebilir ısrarla tedavi gördüğünüz hastaneye gitmek istediğinizi belirtin) ve bu sevk kararı ile sağlık kurula girip gerekli imzaları alabilirsiniz.

-Ayaz Utku Karakulak-

 İnsanlığımız çok ağrı sınavlardan geçiyor. Kimin elini tutsak ya da boşver eli falan, kimin yanından geçip gitsek iğrenç etiketlerinize maruz kalıyoruz. Saçma sapan bir renk karmaşası yüzünden sürekli aşağılanıyoruz. Oysa siz kimsiniz? Bir insanın canını yakınca çok mu dürüst oluyorsunuz? Peki ya o bize asla yakıştıramadığınız inançlarınız! Biz müslüman olamayız, hayvan sevmeyiz, örf-adet nedir bilmeyiz dimi? Her şeyi siz biliyorsunuz, biz sadece kendi zevkleri ve rahattı için yaşayan küçük yaratıklarız sizin gözünüzde. Tüm bu git gellerin arasında tek istediğimiz özgür olmak. Sizin bu bize yakıştırmadığınız toplumunuzda yer alabilmek, birey olup kendimizden çok etrafımıza yarar sağlayabilmek. Belki de tek çabamız bu ama sizin bizlerde gördüğü tek şey cinsiyetlerimiz.
Sevgili ailelerimiz; bizler sizin hayalleriniz, umutlarınız, beklentileriniz değil evlatlarınızız. Hastalıkta ve sağlıkta, ölüm bizi ayırana kadar asla ayrılmayacağız diye eşlerinize verdiğiniz sözleri neden çocuklarınız içinde vermiyorsunuz? Nasıl yemek yenir, nasıl yürünür ya da nasıl konuşulurdan önce nasıl insan olunur, bunları öğretmiyorsunuz?

Ayaz’ı tanıyan arkadaşlarımdan duyduğuma göre olay günü birçok ihmalde varmış. Mesela intihar videosunu çeken bir itfaiyeciymiş! Branda açmak ya da onu ikna etmek yerine video çekmiş! Ailesi, neyse o konularda bilindiği gibi işte. Koskoca dünyaya sığdıramıyorsunuz bizleri. Çok büyük değerlerinize zarar gelmesin diye yine bir gencin hayatına son verdik. Evet, bunu hep birlikte yaptık! Daha 22 yaşında olan bir insanın nasıl yaşama sevincini elinden aldık da intihara sürükledik? Bu çocuğun yükseklik korkusu olduğu halde nasıl olurda binanın tepesinden kendisini boşluğa bırakmasını izledik? Ey insanlık çok kötüyüz.  Keşke Ayaz bu şekilde özgür olmasaydı, keşke hayatın tüm zorluklarına rağmen yaşama sevincini kaybetmeseydi. Keşke demekten başka çaremiz olmadan sıranın da bize gelmesini bekliyoruz işte. Ben Ayaz’ı , Okyanus Efe’yi  ya da Onur’u şahsen tanımıyorum ama aynı hayatı paylaştığımızı çok iyi biliyorum. Tüm LGBTİ bireylerine bu hayatı yaşanmaz hale getiren insanlarla aynı havayı soluduğum için çok üzgünüm. Rahat uyuyun arkadaşlar, bizler sizleri asla unutmayacağız ve unutturmayacağız…

Cerrahpaşa Hastanesinde İmza Süreci

 Ameliyat olabilmek için mahkemenin hastaneden istediği sağlık kurulu raporunu almak için çok ama çok erken davranmalısınız. Daha mahkememe bir ay var yetişir demeyin yetişmiyor ama çoğunluk olarak sabahtan akşama kadar hastanede olacak kadar vaktiniz varsa siz bilirsin, tabii ki tedbiri elden bırakmamakta şart var.
Bir önceki yazıda belirttiğim gibi ilk önce başhekimlik, yazı işleri, başhekim yardımcısı ve Şenol hocanın da onaylarından sonra diğer beş bölüme muayene olmak için hastaneye gittim. Çokta ne yapacağımı bilmeyerek ilk önce kadın doğum bölümüne giderek Şenol hocanın yazdığı raporu sekretere gösterdim. Sekreter ilgili hemşireyi çağırdı ve durumumu kendisine anlattım. Bana şu an Uzman doktor olmadığını ve Salı günü sabah erken saatte gelmem gerektiğini söyledi. Tam gidecekken odasına çağırıp bakire olup olmadığımı, iki farklı yöntemle muayene edildiğini ve bunun birinin makat bölgesinden kamera sokularak yapıldığını diğerinin de ultrason kontrolü ile yapıldığını, hangisini tercih edeceğimi sordu. Makat biraz garibime gittiği için diğer kontrol şeklini tercih ettiğimi söyledim. Bunun üzerine sabah çişine çıkmadan bolca sıkışık gelirsem daha faydalı olacağını belirtti.
Hemşirenin belirttiği tarih ve saatte kadın doğuma tekrar geldim ve bilgi işlemden muayene için giriş yaptırdım. Öncelikle adli vaka olduğunuzu belirttin sonrasında size birkaç soru sorarak bir form dolduruluyor. Bu sorular yaşınız, gebe olup olmadığınız gibi kısa sorular. Giriş yaptırdıktan sonra sıra almadım hemşire beni doktorun uygunluğuna göre odaya aldı. İçeri girdiğimde stajyer doktorların ‘bu oğlanın burada ne işi var?’ bakışlarıyla karşılaşarak muayene koltuğuna oturdum. Tedirgin bir halde uzunca bekledikten sonra iki doktor geldi ve hazır olup olmadığımı sordu. Hazırım dediğimde doktorlar alt bölgemi görmek istediklerini, bu durumun bizim için ne kadar utanç verici olduğunu bildiklerini, beni hiçbir şekilde rahatsız etmeyeceklerini ve çok kısa da olsa görmek zorunda olduklarını söylediler. Bana böyle muayene olacağımın bilgisini vermeyen hemşireyle göz göze gelince durumumun kaçınılmaz olduğunu anladım. Doktorları bu fikirlerinden vazgeçirmeye çalışsam da olmadı, paşa paşa perdenin arkasına geçip soyundum. Belime verdikleri bir bezi bağlayarak tekrar muayene koltuğuna oturdum ve her iki ayağımı biraz yukarıda duran ayaklıklara koydum. Kürtaj sandalyesi ya da doğum sandalyesi görenler bunu bilirler. Kadın olan doktorun her hangi bir şekilde içime bir nesne sokmadan ve canımı acıtmadan elle muayenesini yapıp, erkek olan diğer doktora göstererek durumu değerlendirdiler. Çok kısa süren bu muayene sonrası ayaklarımı indirdim ve ultrason ile de muayene edildim. Yine çok kısa sürede olsa göğüs bölgemi görmek istediklerini belirttiler ve dokunmadan ameliyat olup olmadığıma, skar izinin olup olmadığına kısaca baktılar. Doktorlar için çok kısa ama benim için çok uzun olan bu muayene bitince acelece üstümü giyinip dışarı fırladım. Doktorlar muayene sonucunu Şenol hocanın yazmış olduğu raporun arka sayfasında bulunan ve burada tüm bölümler için ayrılmış olan bölüme yazıp kaşe ve imza attılar. Bu rapor yazma işlemi biraz uzun sürdü ve hemşire benim rahatsız olduğumu görünce kendi odasında bekleyebileceğimi belirtti. Bir hayli bekledikten sonra hemşire kâğıdı getirdi, ilgili bölüme yazılmış olan raporun fotokopisini çektirip kendisine getirmemi söyledi. Fotokopiyi verdikten sonra ilgili yazının mailini hemen atacağını da belirtikten sonra kadın doğuma muayenemi olmuş ve raporumu almış oldum. (Kadın doğum muayene bölümü;Onkoloji bölümünün yanında ki binanın en alt katına inip sağa dönün,danışmada Gizem hanım var.)
Burada işim bittikten sonra tıbbi genetiğe gittim. Burada da muayene için giriş yaptıktan sonra doktorla görüştüm. Kendilerinin trans bireylerle ilgili test yaptıklarını ve buna katılıp katılmayacağımı sordu. Katılırım derseniz size bu testi kabul ettiğinize dair bir yazı imzalatıp bir tüpte kan alıyorlar. Bu işlemler bittikten sonra doktor sizi ve ailenizi tanımak adına sorular soruyor ve açtığı dosyaya not alıyor. Örneğin; sizin, anne ve babanızın kaç kardeş olduğu gibi sorular soruyor ve cevabınıza göre bunları şema çizerek not alıyor. Tüm bu sorular bittikten sonra Doçent Doktor Hakan bey’e tıbbi genetik test sonuçlarını gösteriyor ve yine raporun ilgili bölümüne imza attırıp kaşeletiyorsunuz. Ben tıbbi genetik testimi Zeynep Kamil Hastanesinde yaptırdım ve bu benim imzayı almamda sorun teşkil etmedi. Zaten doktor test sonuçlarınıza bakıp öyle raporunu yazıp imzalıyor. (Tıbbi Genetik Bölümü; Hastane kapısından giriş yaptıktan sonra dümdüz aşağıya doğru yürüyün,iş bankası ve kulak-burun-boğaz polikliniğini geçtikten sonra sağa dönün,dümdüz yürüdükten sonra sol tarafınızda kalan Tıbbi Bilimler binasına girin. Binaya girdikten sonra sağ tarafta ki birinci değil ikinci merdivenlerden 2. kata çıkın ve koridorun sonuna kadar yürüyün.Koridorun sonunda GETAM yazının yazdığı yer Tıbbi Genetik bölümü. Fotokopi çekilir yazısı sizi aldatmasın doğru yerdesiniz.)
İlerleyen günlerde hemen hemen her gün hastaneye giderek gerekli bölümleri dolaştım. Üroloji bölümü için yazı işlerine gidip imza için geldiğimi söyleyerek yazıyı gösterdim. Burada bana dosya açıldı ve bilgi işlemden girişim yapıldı. Sıram geldiğinde 2 no’lu odaya girmem gerektiği belirtildi. Buradaki muayenede yine sizi tanımaya yönelik oluyor. Ne zamandır hormon kullandığım, her hangi bir ameliyat olup olmadığım gibi birkaç soru sordu ve kadın doğumunda muayene raporunu göze alarak adıma açılan dosya ve ilgili rapora muayene yazısını yazdı. Daha sonra bacak, kol ve göbek bölgemde ki tüylenmelere baktı. Raporu yazdıktan sonra yazı işlerinden raporun fotokopisini aldı ve mailini attıktan sonra üroloji muayene mi de bitirmiş oldum. (Üroloji muayene odası; endokrin bölümünden 100 metre kadar yürüyün sağ tarafınızda ki demir parmaklıklı cam olan yer.)
Plastik cerrah muayenesi için önce ki günlerden bu bölüme randevu almak zorundasınız. Cerrahpaşa plastik cerrah polikliğinin randevu numarası : 0212 414 24 24. Bu numaradan muayeneye gitmeden önce muhakkak randevu alın. Yine buradan bilgi işleme giriş yapılıyor ve adınıza dosya açılıyor. Muayene için hemşire size sesleniyor kapıdan çok uzaklaşmayın. Muayene için odaya girmiş olmama rağmen Doktor Mehmet Fatih bey’in uzunca süren telefon konuşmasını ve diğer hastalar ile muhabbetini bitmesini bekledim. Sıra bana geldiğinde raporuma bakıp ‘benim sizin alt ve üst bölgenizi görmem gerek’ dedi. Zaten kadın doğuma detaylı olarak muayene olduğumu ve hatta hastayım yalanını atsam da kâfi gelmedi. Kendisinin rapor yazmasın için en azından 3-5 saniye dahi olarak bakması gerektiğini belirtti. Mecburi olarak pantolonu aşağıya indirdim ve sonra göğsüme de bir göz ucuyla baktı. Herhangi bir şeklide elle muayenesi olmadı sadece gözle kontrol edip raporunu yazdı, imzaladı ve kaşeledi. Benim için yine iğrenç bir muayene daha böylelikle bitmiş oldu. (Plastik cerrah muayene odası;endokrin bölümünden dümdüz yürüyün,üroloji ve göz bölümünü geçince tam karşınızda ki oda)
Evet, son olarak endokrine muayene oldum aslında randevu tarihimi bekledim diyebilirim. Endokrin için randevu tarihinizi beklemek zorundasınız. Rutin olarak muayene olduğunuz için zaten her 3-4 ay da bir burada randevunuz oluyor. Benimde randevu tarihim yakın olduğu için muayeneye randevu tarihinde gittim. Eğer mahkeme tarihiniz yakın ama endokrin için randevu tarihiniz çok uzak bir tarihse sekreterler ile konuşmanızı tavsiye ederim. Uygun dille ve cümleler ile anlatılırsa randevu tarihinizi öne çekebilirler belki.
Endokrin içinde bilgi işlemden giriş yaptırıyor ve size verilen pembe randevu kartınız ile dosyanızı ilgili kişiden isteyip sıranızı bekliyorsunuz. Burada yine size, sizi tanımaya yönelik sorular soruluyor. Doktora idrar yolu iltihabımdan bahsettiğimde kullanmış olduğum sustanon’un bunda etken olduğunu ve üroloji bölümümden detaylı muayene olmamı istedi. "Muayene sonrası böbreklerimde taş çıktı ve gerekli ilaçlar yazıldı. Bu böbrekte taş ve kum olmasının nedeni genetikmiş. Ailede varsa dikkat etmek gerek ki annem ve ablamda var. Eğer ailede böyle bir hastalık yoksa ve böyle bir şey başınıza gelmişse telaşlanmayın, vücut zaten bunu kendisi üretiyormuş. Her halükarda dikkat etmek ve kontrolleri aksatmamak gerek."
 (Endokrin muayene bölümü;hastaneye girdikten sonra dümdüz aşağıya doğru yürüyün,iş bankası,başhekimlik ve kulak burun boğaz bölümünü geçtikten sonra sol tarafta camii var,camiiden sola dönün ve sağ tarafınızda kalan binaya girin. Binaya girdikten sonra sola dönün 100 metre kadar yürüyün sağ tarafta ki tahta kapıdan içeri girin.)
Endokrin raporunu her ne kadar sizi muayene eden doktor yazsa da gerekli imza ve kaşe için Profesör Doktor Özer bey’i bulmak zorundasınız. Odası endokrin binasının 6. Katında Pınar hocanın yan odasında. İmzayı da aldıktan sonra yine aynı binanın 4.katında bulanan endokrin sekreteri Filiz hanıma raporun bir fotokopisini veriyorsunuz. (Eğer imza için hocayı beklemeye vaktiniz yoksa raporunuzu Filiz hanıma bırakın, kendisi doktor geldiğinde raporunuzu imzalatıyor. Bir de Özer bey imza için odasına gelenleri tersleyebiliyormuş ki şahsen bana öyle davranmadı ama siz yinede güler yüz ve tedbiri elden bırakmayın derim.)
Her bölüm ilgili raporun fotokopisini alıp başhekim sekreteri Mustafa bey’e bu raporun mailini atıyorlar. Tüm muayene ve imzalar bittikten sonra başhekim sekreteri Mustafa bey’e gidiyorsunuz. O da gelmeyen muayene maili varsa size söylüyor ve ilgili bölümün sekreterliğinden tekrar mail attırıyorsunuz. Benimde üroloji, plastik cerrah ve tıbbi genetik bölümlerinin maili gitmediği için tekrar bu bölümlerin sekreterliklerine giderek mail attırdım.
Mail karmaşası bittikten sonra başhekim sekreteri Mustafa Bey bu raporları bir kâğıda yazıyor, en alt tarafa da imzası gereken altı doktorun adını yazıyor ve buraya tekrar imza attırmanızı istiyor. Bu imza için yine doktor peşinde koşuyorsunuz.
Yani, muayene olup altı bölümden imzayı aldıktan sonra başhekim sekreteri Mustafa Bey bu raporları tek bir kâğıtta topluyor ve sizden ikinci kez bu bölümleri gezerek tekrar imza almanızı istiyor. Bu sefer muayene olmuyorsunuz sadece ilgili doktorlardan imza ve kaşe alıyorsunuz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, muayene olduğunuz doktorlar değil kâğıtta kimin imzası isteniyorsa o doktora gidiyorsunuz. Sizi muayene eden doktorlar değil, sağlık kurulunda bulunan doktorların imzası gerekli. Muayene aşamasında ve sonraki imzalarda dahil olmak üzere sağlık kurulunda bulunan doktorların imza ve kaşesi lazım.
İmzalardan sonrasında yine başhekim Mustafa bey'e imzalattığınız kağıdı veriyorsunuz,sizden 2 adet fotoğraf alıyor sağlık raporunuza yapıştırıyor. (Sağlık raporunuz 2 adet ve her ikisine de imza ve kaşe attırmayı unutmayın.) 1 tanesi Mustafa bey de kalıyor. Sonra bu sağlık kurulu raporunu "sağlık kurulu bölümüne" götürmenizi istiyor,burada sizden 1 adet fotoğraf ve nüfus cüzdanı fotokopisi alınıyor. Fotoğrafınızı hastane kayıt defterine yapıştırıyor ve sizden bu deftere "Ad,Soyad,Telefon numaranız ve İmza" atmanızı istiyor. Burada işiniz bitince yazı işlerine gidip sağlık kurulu raporunuzu veriyorsunuz,memurlar sizi biraz beklettikten sonra içeri çağırıyor. Vermiş olduğunuz raporu ve hastane yazılarını büyük sarı bir zarfa koyup zımbalıyor,mühür ve imza atıp üzerini bantlıyor. Memur raporu hastaneye gönderebileceklerini ya da benim de elden mahkemeye götürebileceğimi belirtince ben raporu elden teslim etmek istediğimi söyledim.Bunun üzerine yine bir deftere elden aldığıma dair bir yazı yazıp imza attım ve mühürlü raporu aldım.
(Mustafa bey'in odası;psikiyatri bölümü binasına girin ve sola dönün.
Sağlık kurulu odası;psikiyatri bölümü binasının yanındaki bina,çeşmenin arkasında kalan bina. Kapıdan girince sağ çaprazda ki oda.
Başhekimlik ve yazı işleri odası;iş bankasının sağ tarafından gidin ve sol tarafta kalan kapıdan girin. Girdikten sonra sola dönün merdivenleri çıkınca karşınızda kalan oda başhekimin odası,yanında ki oda da yazı işlerinin.)
Sizlere tavsiyem ne kadar merak etsenizde bu zarfı açmayın,zaten sizinde önceden gördüğünüz rapor yazısı var içinde. Yani doktorlara imzalattığınız yazı mevcut zarfta. Eğer açarsanız hakim/hakime şüpheye düşüp acaba kendisi mi yazdı diye düşünebilir,bunun için sürecin her aşamasında sabırlı olmak gerek.
Eğer yine de zarfta ne var diye çok merak ediyorsanız,zarfı teslim ettikten bir kaç gün sonra kaleme gidip rica edebilirsiniz. Ben fotokopi almayı unuttuğum için kalemden rica edip raporun fotokopisini aldım. Sizde bu bahaneyle hep raporunuzu görebilir hem de raporunuzun fotokopisini almış olursunuz.


NOT: Muayene maillerinizin muhakkak başhekim Mustafa Bey’in mailine gitmiş olması gerek. Muayene olduğunuz doktora bunu ısrarla belirtin, bu mail işlerini doktorların sekreterleri yapıyor ve sekreter odaları da hastanenin çok başka yerlerinde olabiliyor, aman dikkat! (Birçok kez ‘başhekim sekreteri Mustafa bey' yazdığımın farkındayım, isim ve makam karışıklığı olmaması için ısrarla böyle yazdım, umarım akıl karmaşasına sebep olmamışımdır.) Süreç boyunca elinize geçen her belgenin fotokopisini almayı unutmayın.
Fotokopilerinizi onkoloji bölümünde çektirebilirsiniz. Sayfa başına 1 Tl alıyorlar. Ya da tıbbi genetik bölümünden de çektirebilirsiniz. Yanlış hatırlamıyorsam burada sayfa başına 50 Kuruş alıyorlar.

Ameliyat İzni İçin Dava Dilekçesi Örneği

Merhaba Arkadaşlar;
Bu yazıda sizlerle ameliyatlar için açılması gereken davalar üzerine konuşalım. Öncelikle kişi mavi kimliği alabilmek için anayasanın 40. Maddesi gereği sürekli olarak üremeden yoksun olmak zorundadır. Her ne kadar kendi bedenimize cerrahi bir müdahale yaptıracak olsak dahi bu işlem kanunlar gereği kısıtlanmaktadır. Mavi kimliği almak için dava açtığımızda hakim,-hakime’nin şu sözleriyle karşılaşabiliriz; sen bu ameliyatları hangi kanuna göre yaptırdın? Ameliyat olmadan önce bunu yargıya bildirdin mi? Gibi garip gelebilecek cümleler duyabiliriz. Her şey yolunda giderken böyle bir aksaklıkla kimliği çöpe atmamak için doğru yolları izlemek zorundayız. Peki, bunun için ne yapmalıyız? (Tabii ki ameliyat izni olmadan sadece göğüs ameliyatı olabiliriz,diğer ameliyatları mahkeme kararı ile yaptırabiliyoruz ama o da hastane ve doktorların insiyatifine kalıyor.)
İkametgâhımız hangi il de ise, o ilin Asliye mahkemesine dava dilekçesi yazarak ameliyat olmak yani sonsuz olarak üremeden yoksun olmak için dava açmamız gerek. Burada parantez açarsak, mavi kimliği alabilmek için üremeden yoksun olmak gerekli diye bir kanun var. Ama siz her hangi bir cerrahı müdahale istemiyor ve ileri de bir çocuk sahibi olmak adına yumurtalıklarınızı korumak istiyorsanız, ameliyat olmamak için gerekli yerlere bunun bir suç olduğunu, kişinin kendi bedeni üzerinde karar verebilmesi gerektiğini savunduğunuz bir dilekçe de yazabilirsiniz ve anayasanın 40. Maddesini kendi adınıza ret edebilirsiniz. Bu davalar, sonucu çok belli olamayan davalar olduğu için şansınızı deneyebilirsiniz. Ki eğer kabul olursa sizin gibi düşünen kişiler için örnek dava olarak mahkemelere sunulabilir. Peki, bu üremeden yoksun olma kuralı neden var diye sorulacak olursa, şahsi düşüncem transseksüel kişilerin ürememesi gerektiği düşünüldüğü için bu kanun getirilmiş olabilir. Bununla beraber devlet kurumları Lgbt bireylerine, iş, sosyal hak ve çocuk evlat edinme gibi birçok alanda yasaklar getirmiş durumda. Şu an mavi kimliği alsanız ve evlenseniz dahi devlet size çocuk evlat edinme şansı tanımıyor. Ve maalesef bazı gbt (genel bilgi toplama) aramalarında eski kimliğiniz çıkmakta.
Ve şöyle bir durumda var ki hormon etkisiyle bu organların kansere yakalanma riskini arttırdığı gerçeğini de unutmayalım. Örneğin; hormon etkisiyle rahim duvarlarının kalınlaşması sonucu regl derdi bitiyor ve kısmi olarak menopoza giriliyor. Burada yumurtalık vücutta bulunduğu sürece ve sürekli işlev görme çabası içine girdiği için uzun yıllar geçse de her an regl olma sıkıntısı doğuyor. Ama yumurtalık olmazsa bu dert olmayacak diye bir düşüncede oluşuyor hemen beyinde. Kısmen bu da doğru ama yumurtalık ve rahim ameliyatını olduktan sonra herhangi bir sebep ile hormon alımı durursa kemik erimesi riski ortaya çıkıyor. Ayrıca göğüste ki süt bezleri alınmaz ise meme kanseri olma riski de artmış oluyor. Tabii burada yine kişinin vücut yapısı ve gerekli kontrolleri yaptırması halinde riskler düşebilir ama yok diyemeyiz. Yine söylemeden geçmeyeyim, düzenli olarak kontrollerinizi yaptırın, aklınıza takılanları mutlaka doktorunuza danışın ve birkaç araştırma yaparak riskleri önceden görüp önleminizi alın.
Evet şimdi ameliyat izni için dava dilekçesi nasıl yazılır, nelere dikkat etmeliyiz ona değinelim. Dava dilekçesine ne istediğinizi belirten düzgün ve anlaşılır cümleler kurun, kısaca kendinizden bahsedin, bu ameliyatların sizin ruh ve beden sağlığınız için gerekli olduğunu belirten kısa cümleler kurun. Ben kendi dava dilekçeme yakın bir örnek dilekçe hazırlayayım sizde bunu kendi durumunuza göre değiştirirsiniz.

     ------GEREKLİ AMELİYATLAR İÇİN ÖRNEK DAVA DİLEKÇESİ------


 İSTANBUL......... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE;
                                                                                                                                                             TARİH
DAVACI: ADINIZ SOYADINIZ
ADRES: ADRESİNİZ
DAVALI: NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ /İSTANBUL

DAVANIN KONUSU: Cinsiyet değişikliğine ilişkin gerekli işlemlerin başlatılması için yasal iznin verilmesi ile ameliyat talebimin kabul edilmesi.

AÇIKLAMALAR:
     ….. Yaşında bekâr bir bireyim. Çok küçük yaşlardan itibaren duygularımın farklı olduğunun farkındayım. Toplum baskısı ve dışlanma sebebiyle mezun olduğum……….. ….Mesleğini ve sosyal hiçbir faaliyetimi yapamamaktayım. Ruhsal sağlığım açısından cinsiyet değiştirmek zorundayım, bu durumda kalsam bile üremeden yoksun olacağım.
       ………… tarihinde …………. Hastanesinin Psikiyatri bölümünde ki doktor ……….. başvuru yaptım. Tedavi için takip ve tetkiklerim orada yapılmakta. Doktor ………’ın gözlemleri ve tetkikleri sonucunda cinsiyet geçiş sürecine hazır olduğumu ve ilgili yerlere davamı açmam gerektiğini belirtti.
      (Bu alanda; içinde bulunduğunuz durumun zorluğunu, hayatın her alanında ve sosyal ilişkiler içerisinde topluma faydalı bir birey olamadığınızı belirten cümleler kurabilirsiniz.) Durumum hayatımın kalitesini düşürmekte, özgürce öğrenim görme, tedavi olma, iş gibi hayati ve insani hak ve görevlerim  başta olmak üzere her türlü alanda bana güçlük çıkarmakta ve engel oluşturmaktadır. İnsan olarak en doğal haklarımı kullanamamaktayım. Bu nedenle karşılaştığım tutum ve davranışlar beni çok rencide etmekte, bu davranışları insanlık onurumla bağdaştıramamaktayım. Hakkımda vereceğiniz cinsiyet değişikliği kararı ile yarım kalmış eğitimime devam edebilmem ve aile bireylerime bağlı kalmadan kendi başıma hayatımı devam ettirebilmek için benim adıma büyük bir önem taşımaktadır. (şahsınız adına yaşadığınız zorlukları yazarak ameliyatın sizin için önemini vurgulayınız. Örneğin; yüzme antrenörüyüm ama durumumdan dolayı mesleğimi yapamıyor –ya da mesleğimi yaparken bir çok aşağılayıcı söz ve davranışa maruz kalıyorum,denebilir.)
   

YASAL NEDENLER: Medeni Kanun ve ilgili mevzuat

SONUÇ VE İSTEM:
     Öncelikle bir eğitim ve araştırma hastanesine sevk edilerek (talebim ---tedavi gördüğünüz hastanenin tam adını yazınız---) transseksüel yapıda olup olmadığıma, cinsiyet değişikliğimin ruh sağlığım açısından zorunlu olup olmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespitinin istenmesi ile yukarıda belirtmeye çalıştığım nedenlerden dolayı açmış olduğum davanın kabulü ile cinsiyet değiştirme işlemlerini başlatabilmek için tarafıma yasal iznin verilmesini ve cinsiyetimi değiştirme talebimin kabul edilmesini saygılarımla arz ederim.






                                                 DAVACI İSMİ
                                                 T.C. KİMLİK NO
                                                 TELEFON NUMARANIZ
                                                  İMZA


(Dilekçenizi tevzi bürosuna onaylatın, vezneye 213.40 TL vererek davanızı açmış olursunuz. Bu ücret Nisan 2016 yılına aittir, değişiklik gösterebilir. Bu dilekçe ile adınıza bir dosya açılacaktır ve veznenin siz vermiş olduğu tahsilat makbuzunu atmayın.)


Bu şeklide çok uzun olmamak ama ne istediğinizi anlatan doğru cümleler ekleyerek davanızı açabilirsiniz. Cinsiyet değiştirme ve kimlik-isim değiştirme davalarını aynı dilekçe içinde belirterek de açabilirsiniz ama her ikisi farklı davalar olduğu için davanız ret kararı alabilir bu da sizin için zaman kaybı olur. Ama her ikisi kabul edilmiş davalar da mevcut, mahkeme tarihinden önce hakim,-hakime ile görüşerek durum değerlendirmesi yapabilirsiniz.
Ben avukat tutmadım, avukata ihtiyaç duyulan bir dava da değil ama sizin maddi durumunuz iyi ise ya da barodan talep edeceğiniz bir avukat ile davanızı yürütebilirsiniz. Küçük şehir de  böyle davalar benim için zor olur diye düşünürken davayı açmamın üzerinden yaklaşık iki hafta geçmişken kalemden aradılar ve hangi hastaneye sevk edilmek istediğimi sordular. Tedavi gördüğüm hastaneye sevkimi istedim, mahkeme kâğıdım eve gelmediği için en kısa sürede kaleme gidersem mahkeme kâğıdımı elden tebliğ edeceklerini belirttiler. Mahkeme iznimi almaya gittiğimde mahkeme kararını kapalı bir zarfa koyup üzerine dosya numaram ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliğine diye bir yazı yazıldı ve koluma mahkemenin mühründen basıldı. Bu mühür silinmeden hastaneye gitmem ve zarfı vermem gerektiğini söylenince apar topar hastaneye gittim. Hastanenin başhekimliğine zarfı verdim ve başhekim mahkeme kararı kâğıdının üzerine muayene olmam gereken beş bölüm yazdı (Kadın doğum, Plastik cerrah, Üroloji, Genetik, Endokrinoloji)  kaşeledi ve yazı işlerinden bunu onaylatmamı istedi. Yazı işleri, psikiyatrimin yazacağı rapor ile ilgili yerlere muayene olabileceğimi, kararı ilgili bölümlere mesaj attığını, gittiğimde bilgisayarlarında görüleceğini ve muayene olabileceğimi belirterek mahkeme kararını, başhekimin onayladığı kâğıdın bir fotokopisini bana verdi bir fotokopisine de endokrinoloji bölümüne verilmek üzere bir kâğıt zımbaladı.
Şenol beye mahkemenin beni hastaneye sevk ettiği kararı gösterdim, kendisi beni muayene olacağım bölümlere sevk etmek için rapor yazması gerektiğini belirterek pazartesi günü tekrar gelmem için randevu verdi. Pazartesi günü gittiğimde kendisi, cinsiyet kimliğimin erkek yönünde olduğunu ve kimliğimin erkek kimliğine uyum gösterdiğini, bu nedenle psikolojik cinsiyet kimliğime uyumlu olarak biyolojik cinsiyetimin erkek olarak değiştirilmesinin ruh sağlığım açısından uygun olduğuna dair rapor yazdı ve bu raporu başhekim sekreterine imzalatmamı söyledi. Başhekim sekreteri mahkeme kararının fotokopisini aldı, bu beş bölüme muayene olduktan sonra iki adet fotoğraf ve beş bölümün imzası ile kendisine getirmem gerektiğini belirtti.
Her ne kadar karışık gibi görünse de aslında yapmanız gerekenleri doktorlar size söylüyor zaten. Eğer yine de emin değilseniz doktorlara tekrar tekrar sorun. Ben her seferinde tamam değil mi? Bitti, şimdi şunun yapacağım değil mi diye soruyorum. Güzelce sorarsanız size yardımcı oluyorlar. 



NOT: Arkadaşlar keşke mahkeme ve doktorların yazdığı raporları sizinle paylaşabilsem. Kimlik bilgileri ve kişiye göre hazırlanmış raporlar olduğu için maalesef ki paylaşamıyorum. Zaten bu raporlar sizi anlatan cümleler içerdiği için imza aşamasında raporunuzu göreceksiniz. Bir sonra ki yazıda bu beş bölümde (Kadın doğum, Plastik cerrah, Üroloji, Genetik, Endokrinoloji) neler yaşadım ve neler yapılması gerekiyor bunlara değineceğim.

Klitoris - Bızır


Merhaba Arkadaşlar;                                                                                                                
    Çok uzun zaman önce söz vermiş olduğum ama bir türlü yazamadığım klitoris konusuna gelelim. Klitoris veya diğer adıyla bızır kadınlarda ikinci orgazmı yaşamalarını sağlayan organdır. Kadınlar için orgazm iki farklı şekilde oluşur,bunlar;vajinal ve klitoris orgazmdır. Vajianal orgazm,vajinanın içerisine giren penis ya da başka cinsel aparatlar ile boşalma şeklidir. Klitoris orgazm,erkeklerin tam olarak bulamadığı hatta kadınların bile çok geç fark ettiği,fark etse bile dokunmaktan korktuğu vajinanın en üstünde bulunan,uyarıldığında sertleşip şişen organdır. Bu orgazmı yaşamak için klitorisi vajinada bulup dairesel hareketler ile yavaşça oynayarak boşalabilirisiniz. Aşağıda ki fotoğrafta da görüldüğü üzere klitoris vajina dudaklarının üstündedir. 




Klitorisin dışarıdan görünümü 
   
    Klitorisin içeriden görünümü


    Burada klitorisi kutsal yapan şey,yapısının küçük bir penise eşdeğer olmasıdır. Kadın bedeni çok fazla testosterona maruz kalırsa klitoris bir penis şeklinde büyür. Erkek penisinden tek farkı idrar kanalının klitorise bağlı olmamasıdır,zira böyle bir şey mümkün olsaydı kadınlar zor da olsa ayakta idrar yapabilirdi. Klitorisi büyüten başka bir sebepse,klitoris mastürbasyonudur. Çeşitli teknikler ile klitoris uyarılarak çok fazla olmasa da büyütülebilir. Örneğin; pompa ya da vakum yardımı ile büyütmek,partneriniz tarafından emilmesi gibi birkaç teknikle klitorisi büyütülebilir.
Şimdi klitorisin büyümesinin biz trans erkeklere faydasına gelelim. Hepimiz bir penisin ameliyat yolu ile ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Daha çok yurt dışında uygulanan ve tercih edilen penis oluşturma şekli metoidioplastydir. Bu uygulama belli bir boyuta ulaşmış klitorisi dış vajina dudakları ile kapatarak penis oluşturma şeklidir. Yani vücudun herhangi bir yerinden deri ya da kemik alınmadan penis oluşturulur. Bu ameliyatın tarafım ve bir çok kişi tarafından tercih edilmesinin nedenleri;ilişki esnasında daha fazla zevk alınır,iyileşme süreci daha kısadır,vücudun herhangi bir bölümümden deri ya da kemik alınmaz,dış görünüşü biyolojik penise daha yakındır. Bu olumlu özelliklerin dışında olumsuz tarafları da var elbet. Örneğin;ameliyat esnasında klitorise zarar verilmesi ve ileri de ilişki sırasında zevk alınamaması,çok yaygın bir ameliyat olmadığı için doktor yetersizliği,boyutunun eril bir penise göre kısa kalması gibi kişiden kişiye değişen olumlu ve olumsuz tarafları bulunmaktadır.
     Bir başka penis ameliyatı şekli ise;phalloplastydir. Bu ameliyat şekli ise;vücudun kol,baldır ya da bacağın yan kısmından alınan deri ile penis şekli verilmesidir. Benim düşünceme göre en fazla risk taşıyan ameliyattır. Deri alınan yerden gözle görülür derce de iz kalması da diğer ameliyata göre daha zor bir uygulamadır Ayrıca bu teknikte alınacak deri bölgesinde ki tüylere lazer yöntemi uygulanıyor,bazı durumlarda bacak kısmından deri alınmadan liposuction yöntemi ile fazla yağ alımı yapılıyor. Bu ameliyatta penisin ilişki esnasında sertleşmesini sağlaması için deri içine mutluluk çubuğu ya da pompa konulur. (burada ki mutluluk çubuğu ve pompa Türkiye de tabir edilen kelimelerdir. İlgili görselleri ve bilgileri linkte bulabilirsiniz. Penil Protezleri)
    Türkiye de genel olarak tercih edilen yöntem,penis içerisine kıvrılabilen ve istenildiği zaman el yardımı ile ilişki şekline getirebilen tabiri caiz ise çubuk şeklinde ki penil protezlerdir. Bu protezi devlet ücretsiz olarak karşılamaktadır. Burada parantez açacak olursak,devlet sadece kıvrılabilen protezi karşılıyor diğer protez yani el yardımı ile pompalanarak ilişki için hazır hale getirilen protezi karşılamıyor,fiyatları daha hastaneye göre değişmekte ama ucuz bir yöntem değil biline.
   Ben penis yaptıracağım devlet karşılıyormuş diye gitmiyoruz hastaneye,bu ameliyatların karşılanması ve ameliyat olma izni için ilk önce dava açmamız ve davanın tarafımıza olumlu sonuçlanması gerekiyor. Bu ameliyat izinlerine daha sonra değinelim çünkü anlaşılması ve izahı biraz zor bir konu.
    Bu bahsi geçen ameliyatları olmuş birkaç arkadaşımız var. Kendi adlarına memnun olduklarını belirtiyorlar. Bu ameliyatın zor olmasının yanında idrar kanalının penise zor bağlanması ve protezin penisten dışarı çıkması gibi olumsuzlukları var. Vajinaya penis şekli veriliyor,penisin içine ilerleyen zamanlarda protez konuluyor en son olarak da idrar kanalı penise bağlanıyor. İdrar kanalı oluşturulana kadar vajina alt kısımda açık kalıyor ve idrar bir süre oturularak yapılıyor. Penis ameliyatları bir kere de biten ameliyatlar değildir,bunun yanı sıra sünnet başı,yumurtalık oluşturma gibi birkaç ameliyatta söz konusudur. Her ameliyat bir risk taşıdığı için bu operasyonu yapacak hekimin bilgili ve uzman olması gerekmektedir. Bu ameliyatları yaparım diyen bir çok doktor tabii ki de mevcuttur ama her şeyden önce iyice araştırılmalı ve gerekli önlemlerinizi almanız da fayda vardır. Var olan klitorise zarar vermeleri oldukça çok yüksektir çünkü.
Bu ameliyat teknikleri tercih durumlarına göre değişebilir. Bunun yanında penis nakli yapılmalı diye düşünenlerde mevcut tabii ki. Bu durumun etikliği tabii ki de tartışılır ama ilk önce burada dikkat etmemiz gereken nokta,bazı özel sebeplerden dolayı vücudumuzun kendi derimizi kabul etmeyeceğini riskini taşımasıdır. Benim derim nasıl olsa penis yapılır diye düşünmeyelim nadir de olsa vücudumuzdan alınan derinin tutmama ihtimali de vardır ki nakil penisin tutacağı ve işlev göreceği de meçhuldür.
Araştırma yaparken daha dikkatli olmanız için iki ameliyatın fotoğraflarını paylaşacağım. Kan görmekten çekinmiyor iseniz ameliyat videolarını da aratabilirsiniz.


METOİDİOPLASTY AMELİYATI


PHALLOPLASTY AMELİYATI
 (BACAKTAN ALINAN DERİ)
  

PHALLOPLASTY AMELİYATI
(KOLDAN ALINAN DERİ)    




 
                            
                                                KIVRILABİLEN PENİL PROTEZ







2 PARÇALI PENİL PROTEZİ   


             
                   



                     



                      

HORMONLAR

     Evet arkadaşlar gelelim o fasulye kadar hormonun faydalarına. Bize gerekli olan tabii ki de testosteron hormonu ama biz yine de konu üzerinde genel olarak duralım. Hormon nedir,özellikleri nelerdir,bu hormon nasıl bir şey gibi birkaç konuyu ele alalım. Öncelikle hormon nedir ile başlayalım.

*Hormon Nedir?
İç salgı bezleri tarafından kana salgılanan,kan yolu ile hücrelere dağılarak belirli hedef organlar giden ve düzenleyici görevleri olan kimyasal maddelere hormon denir. Canlıların vücudundaki yapılar arasında bir iletişim ve koordinasyon vardır. Bu koordinasyon sinir sistemi ve hormonlar ile sağlanır. Sinir sistemi ve hormonal sistem ortaklaşa organların çalışmasını düzenler. Hormonlar insanlarda iç salgı bezleri tarafından üretilir. Üretilen hormonlar kan sıvısına verilerek etkileyeceği hedef organa yollanır. Hormonlar kan yolu ile vücutta yayılırlar ancak sadece ilgili hedef organları etkileyebilirler. Hormonların organları etkilemesi yavaş ve uzun sürelidir. Az veya çok salgılandıkları zaman çeşitli metabolik bozukluklar meydana gelir.

*Hormonun Özellikleri
*Vücudun büyümesini kontrol eder,
*Üremeyi düzenler ve ikincil eşey özelliklerinin gelişmesine yardımcı olurlar,
*Vücudun iç dengesinin kurulmasında (homeostasi) görev alırlar,
*Sinir sistemiyle birlikte koordinasyon ve bütünleştirme görevini yaparlar.

Tabii ki her organ bizim için önemli ama kafa karıştırmamak için bura da ayrı bir parantez açıp bizi ilgilendiren ‘eşey bezleri’ne değinmek isterim. Başlık üzerine tıkladığınızda diğer hormon üreten hormonlar ve özelliklerine bakabilirsiniz.

Eşey bezler; Cinsiyet ile ilgili olup erkeklerde testis,kadınlarda yumurtalık şeklinde bulunur. Bazı eşey karakterlerinin oluşması ve üreme faaliyetlerinin yapılmasını sağlar.
Eşey bezleri yardımıyla insan vücudunda; Sperm ve yumurta hücrelerinin üretimi sağlanır,Erkek ve dişilerde ilgili cinsiyet karakterlerinin oluşması sağlanır.

      Şimdi eee o zaman bizim eşey bezler de bir sıkıntı var dediğinizi duyar gibiyim. Hormonlar her ne kadar biyolojik cinsiyetimizi belirlese de hissettiğimiz cinsiyete karışamıyorlar. İstediğiniz kadar vücutta karşı cinsin hormonu ağır bassın kişinin hissettiği cinsiyeti etkilemez. Burada konu beynimizin cinsiyetine geliyor. Beyin ben ne dersem o olacak gibi birkaç efelenmeye girmiyor değil. Tabii ki her şeyi de beyine yüklemek olmaz ama yapılan ufak çaplı araştırmalar cinsel kimlikte beynin büyük rol oynadığını gösteriyor. Diğer taraftan heteroseksüel bir erkeğin beyni,kadın beyni olarak düşünüp çalışabiliyor,bu her iki cinsiyet için de tabii ki geçerli.Bununla ilgili zaten sosyal medyada ‘Bilinçaltı testinde senin gerçek cinsiyetini açıklıyoruz’ gibi testler çözmedik mi? Tabii ki istediğimiz sonuçlar çıkmazsa üzülmüyoruz ki az öncede dediğimiz gibi beyinin neye göre karar verdiği bir çok etken var.

                          DÖRT NALA GELİYOR HORMONLAR
    Arkadaşlar, hormon konusu bitmez,bitemez. Yaşamamız için nefesin ne kadar çok önemi varsa hormonlarında o kadar çok önemi var. Öncelikle hormonun büyümemiz için ihtiyacımız olduğunu biliyoruz ve her iki hormonun fazlalılığının vücudumuza etkisi nasıl olur bir bakalım.
     Bir kadında testosteron hormonu fazla çalışınca;erkek tipi saç dökülmesi,regl oluşumunun durması ve buna bağlı rahimde ya da yumurtalıkta kist oluşumu,vücutta tüylenme,klitoris büyümesi gibi bir çok durumla karşılaşılıyor. (Burada ayrı bir parantez açmak istiyorum çünkü kutsal organ olan klitorise ilerleyen zamanlar da uzunca değineceğim.)
    Erkekte östrojen fazlalığı ise; kas kitlesinin azalmasına,vücut konturlarının deforme olmasına,memelerin büyümesine,vücut kıllarının incelip azalmasına,sesin incelmesine, testislerin küçülmesine,cinsel isteksizlik ve iktidarsızlığın başlamasına neden olur.
    Diye uzar gider bu konu.Şimdi tekrardan testosteronun bizler üzerinde ki ufak çaplı etkilerine değinelim. Bu konu da kendimi kobay olarak kullandığım için kendi deneyimlerimi aktaracağım. Ben vücudumun uygunluğuna göre sustanon kullandığımı belirtmiştim. Sustanon’un bende ki etkileri biraz hızlı başladı diyebilirim. İkinci iğneden sonra fark edilecek derece de seste çatallaşma başladı,vücut ve yüz bölgesi sivilcelenmeye,özellikle bıyık bölgesinde tüylenme,kilo artışı,klitoriste büyüme ve vücut kitlesi genişlemeye başladı. İlk iğneden itibaren cinsel istek artışı mevcut ve bu ilerleyen zamanlarda kontrol edilebilir duruma geliyor. Zira ilk iğne de ben kendimi kontrol etmekte çok zorlandım. 21 Aralık 2016 da başladığım hormona başlayalı şu an iki ay oldu. Hormonun bende ki etkileri bunlar tabii ki her kişi de aynı etkiyi yaratmıyor.
        Artık hormonların ne olduğunu anlamış bulunmaktayız galiba. Konu hormonlardan bana geçti yine tabii ki orayı nasıl ayarlayacağımı halen bulamadım arkadaşlar.Umarım çok kafa karıştırmadan bir şeyler anlatabilmişimdir. Benim yazdıklarım şu an elimiz de olan kaynaklara göre yazılmış yazılar,ileri de translar üzerinde daha detaylı sonuçlar da gelebilir. Kısacası burada ki yazılar dışında araştırmaya,sorgulamaya,merak etmeye devam edelim. Varsa bir yanlışım beni de lütfen düzeltin bundan ayrıca çok memnun olurum.İlerleyen yazılarda klitoris konusuna değineceğimin süprizini vererek şimdilik bu yazıyı burada noktalıyorum…
(Bunun yanında meme ultrasonu ve kadın doğuma genel kontrole gittim. Her ikisinde de her hangi bir aksilik çıkmadı. Bununla beraber meme ultrasonu tabii ki de beni zorladı çünkü üst bölge tamamen çıplak ve kollar baş altın da kalacak şekilde muayene oldum. Canım tabii ki yanmadı ya da doktorun her hangi bir iması olmadı ama çıplak olmak beni fazlasıyla yordu. Endokrinin istemiş olduğu kontrollerde zorlansak da süreçte sağlıklı ilerlemek için zamanında kontrol yaptırmak zorundayız,bu kendi hayat kalitemiz için de ayrıca çok önemli.)





     Yine genç kalınmış bir yazı ve ben! Evet kısaca kaldığımız yerden devam edecek olursak,yılbaşı tatili nedeni ile ailemin yanına gittim. Yaklaşık dokuz gün boyunca ben aileme süreci,başımıza gelecekleri,ileri de ne olacaklarını ve ilk hormon iğnemi vurulduğumu söyledim. Her şey kolay kabul edilmiyor ama ne kadar da zor olsa yeğenime ‘dayı’ dedirtmeyi başardım! Tabii ki bu sıfatı annem ve ablam da yavaştan kabul etmeye başladı. Bunun yanında annem sinirli olduğu ve benim cinsiyet değiştirmek istememin çocukluk arkadaşım yüzünden olduğunu söylüyordu hep. Bir fırsatını bulup arkadaşımı bizim eve gelmesi için annemi ikna ettim. Tabii ki ben ailemin yanına gittiğim zamanlarda arkadaşımla görüşüyordum ama arkadaşım annemin tutumundan dolayı bize gelemiyordu. Uzun konuşmalar sonucu annemi ikna edip arkadaşımı bize getirdim. Korktuğumuz gibi olmayan görüşme yavaştan kabul aşamasına gitti. Bunun yanı sıra trans erkek bir arkadaşımızın bir dergiye vermiş olduğu röportajı gösterdiğim de annem dergiyi alıp okudu ve anlamadığı konular hakkında bize soru sordu. Kısacası o dokuz gün birbirimizi anlama aşaması oldu diyebilirim.
     Bunun yanı sıra endokrinden dört ay sonra için randevu aldım ve Şenol hoca için genel görüşme de yaptık. Görüşmemiz de beni daha iyi gördüğünü,ailenin bizim sürecimiz için çok önemli olduğunu söyledi. Hormon alımıyla beraber ses ya da tüylenme gibi değişliklerin olup olmadığını,iş yeri ve arkadaş arasında bana karşı tutumlarının nasıl olduğunu ve önceki görüşmeden sonra hayatımda neler olduğu gibi birkaç soru sorup dosyaya söylediklerimi ekledi. Bunun yanın da ben de ameliyatlar için ne zaman dava açmam gerektiğini sordum,takiben hormon kullanımının altı ayın geçmesi gerektiği için mayıs-haziran ayı gibi davamı açabileceğimi söyledi. Benim açımdan hastane sürecinde ne kadar sıkıntılarla ayrılmış olsam da artık gelişmeler daha iyi olmaya başladı. Görüşmelerden sonra ağladığımı hatırladığımda o günlerin ne zor günler olduğunu hastane yolunda hep hatırlıyorum. İşin en güzel yanı hastane işlerinden sonra çıkıp eczaneden hormon ilacını alabilmek de ayrı bir özgürlükmüş,bunu şimdi daha iyi anlıyorum.
     Yazacaklarımı toparlayacak olursak hayatım adına kötü olan şeylerin yanın da iyi şeyler de olmaya başladı. Bu süreç içerisinde yeni insanlar tanıyıp kendimi tanımama da sebep oluyor. Özgürce erkek kuaförüne gidebilmek,başka insanlarla yavaştan değişmiş ses tonu ve görüntümle konuşabilmek daha ayrı bir güzellikmiş. Sürece geç kaldığını düşünen arkadaşlar sakın bunları düşünmesin,hormondan sonra fiziki anlam dışında ruhsal değişme ve rahatlamada yaşıyorsunuz. Örneğin;sınavlar için üst aramasında hiç tereddüt etmeden erkek tarafına geçebiliyorum. Görüntüm çok mu değişti hayır ama nedenini bilmediğim bir özgüven ve kendi bedenimi kabul aşaması başladı ben de. Ben bunları hormon ile aştığımı ve özgürleştiğimi düşünüyorum,sizse hiç böyle düşünmeyin,rahat olun,özgür olun ve en önemlisi kendiniz olun!...

   Not: Endokrin doktoru aşağıda ki testler dışında meme ultrasonu ve kadın doğum da genel muayene istediğini her ne kadar önceki yazılarda belirmiş olsam da burada da belirtiyorum. Meme ultrasonu için 16 Şubat 2016 tarihine de randevu alınmıştır. Saygılar...


Endokrin Bölümünün İkinci Görüşmede İstediği Testler






Endokrin Bölümü Randevu Kartı